PSİKOLOJİ
Typography
  • Smaller Small Medium Big Bigger
  • Default Helvetica Segoe Georgia Times

Bazı insanlar ömür boyu çocuk gibidir; ilgi ister, istemediği bir şey olduğunda buna tahammül etmekte zorlanır, kendi isteklerini hep ön planda tutar. Tam tersi olarak bazı insanlar ise, daha çok küçük yaşlarda çocukluğuna veda edip ”Yetişkin” olmayı öğrenmişlerdir.

Ebeveynleşmiş çocuk aslında tam da bu insanları açıklayan bir tabirdir. Bir çocuk olarak farklı sebeplerle ihtiyaçlarını karşılayamayan

biri, yaşıyla orantısız bir şekilde sorumluluk aldığında, başkalarına bakım verdiğinde, o çocuğun ebeveynleşmiş bir çocuk olduğunu

söyleyebiliriz. Nasıl ki büyüdüğünde olgunlaşamamış ve çocuk kalmış biri kendine has sorunlar yaşarsa çocukluğunu yaşayamamış bir

yetişkin de küçük yaşlardan itibaren omuzlarında taşıdığı sorumluluk ve taleplerin altında ezilir. Kişi her ne kadar küçük yaşta olgun biri

gibi davranmak zorunda kalmış olsa da, çocukluğu tüm karşılanmamış ihtiyaçlarıyla hatırlatır kendini…

 

Ebeveynleşmiş çocuklar büyüyüp birer yetişkin haline geldiklerinde çoğu zaman ilişkilerde, işinde aşırı fedakar davranan, herkesi

memnun etmek zorunda hisseden, başka insanların hislerinin de sorumluluğunu alan, başkasına bir isteğini, hoşuna gitmeyen bir

davranışı söylediğinde kendini suçlu hisseden, kendisi için bir şey yaptığında kendini bencil biri gibi gören kişilere dönüşürler. Diğerlerini

memnun etmeye o kadar alışkındırlar ki ilişkilerdeki dedektörleri, olası en ufak bir memnuniyetsizlik, surat asmaya karşı sinyal verir. Bu

tarz zamanlarda sıklıkla algılanan, diğerlerini memnun edememe, onlar tarafından reddedilme ve sevilmiyormuş gibi hissetmektir.

Genellikle çocukluk yıllarında üstlenilmek zorunda kalınan bu rolün yetişkinlikteki bedeli reddedilmeye hassasiyet, birikmiş içsel

kızgınlık hisleri, depresif belirtiler, kaygı sorunları şeklindedir.

 

Klinik Psikolog Onur ARSEL

http://www.onurarsel.com dan alınmıştır.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile